Ubisoft’un gizlilik, parkur mekanikleri ve açık dünya üçlüsünü enfes bir şekilde bir araya getirerek imzasını attığı Assassin’s Creed, 2007’de oyun dünyasına büyük bir heyecan getirmişti. Özellikle Ezio Üçlemesi olarak da bilinen Assassin’s Creed II – Brotherhood ve Revelations serinin doruk noktası olarak kabul edilir. Geçtiğimiz 18 yıl içinde oynanış mekaniklerinden öykülerin geçtiği coğrafyaya kadar türlü değişiklikler ve yenilikler ile canlı tutulan serinin hayranları neredeyse serinin ilk yıllarından beri Japonya’da geçen bir macera hayali kuruyor ve bunu her platformda dillendiriyordu. Bekleyiş uzun sürdü ama Ubisoft kayıtsız kalmadığını gösterdi. Assassin’s Creed Shadows inceleme yazımızda Japonya’nın en karanlık dönemlerinden birine, sivil savaşların en yoğun olduğu Sengoku’ya misafir olacağız.

Tarihe adını yazdıranlar ve gölgede kalanlar

1500’lü yıllarda Japonya’da geçen öykümüz iki karakterin odağında ilerliyor. Bunlardan ilki Diogo, sonradan alacağı adıyla Yasuke, Portekizlilerin Japon topraklarına getirdiği bir köle. Dışarı tamamen kapalı bir tarihçesi olan Japon milleti için ten rengi ve fiziğiyle sıradışı görünen ve dikkatleri üzerine çeken çikolata renkli arkadaşımız dönemin en büyük derebeylerinden Oda Nobunaga’nın ilgisini çeker. Tüm klanları kılıcı altında birleştirme hırsıyla sayısız kanla savaşa karışmış olan Nobunaga Yasuke olarak isimlendirip samurayı olarak yanına aldığı Yasuke ile oyuna küçük bir giriş yaptıktan sonra Naoe adlı ikinci karakterimize geçiyoruz.

Ninjaların harman olduğu Iga köyünün savaşçılarından Naoe ise toy bir shinobi olarak karşımıza çıkıyor. Fiziksel olarak çok kuvvetli olmasa da çelik gibi iradesi ve ninjalığın getirdiği sıradışı suikast teknikleri ile varlığını hissettiren Naoe, Yasuke’ye kıyasla daha ağır pişiriliyor. Nobunaga’nın köyüne yaptığı saldırı ile başlayan Naoe’nin öyküsü zaman zaman flashbackler eşliğiyle bize karakterin bir savaşçı olarak geçtiği zorlu yolculuğun ipuçlarını bırakırken babasıyla olan kuvvetli bağı ve onu kaybetmesi, ardından çıktığı intikam yolculuğu gibi detayları ince ince işliyor. Öyle ki açık dünyayı keşfedeyim, birkaç yan görev yapayım, bir iki hedef kovalayım derken Yasuke ile yollarımın kesişmesi 30 saat kadar sürmüş.

Mücadelenin elli tonu

Assassin’s Creed serisi Origins ile birlikte karakter seviyesi, yetenekler, farklı nitelikler ve seviyelere sahip kuşanılabilir ekipmanlar gibi rol yapma mekaniklerine kavuşmuştu. Assassin’s Creed Shadows da benzer bir yapı ile karşımıza çıkıyor. İki karakterimizin kuşanabileceği silah türleri ve kendilerine has yetenekler var.

Öncelikle ortak noktalara değinelim. Oyunun incelemesini konsol tarafında yaptığımız için tuşları PlayStation / Xbox şemasında belirteceğim. Her karakter aynı anda üzerinde iki silah bulundurabiliyor. Yakın veya uzak menzil skalasında silahlarımızı istediğimiz slota koyabilir ve d-pad’den sağa basılı tutarak değiştirebiliyoruz. R1 / RB ile hızlı saldırımızı, R2 / RT ile ikincil saldırımızı yapabiliyoruz. R1’e basılı tutarsanız gard halindeki düşmanın savunmasını kıran, savunmasız düşmanın ise ağır hasar almasını sağlayan bir vuruş yapabiliyoruz. R2 / RT’ye basılı tutmanız ise atadığınız yeteneklere erişmenizi sağlıyor. Silah yeteneklerini kullanmanız için adrenalin kullanıyoruz. L1 / LB ile savunma yapabiliyoruz. Bu tuşa bastığımızda karakterimiz kısa bir süre için defansif bir hamle yapıyor. Bu süre içinde düşman saldırırsa savunma yapıyoruz. Basit düşman saldırılarını son anda bloklayarak dengelerini bozabilir ve savunmasız hale getirebilirsiniz. Düşmanın savunmasız hale geldiğini karakter modelleri hafif sarı bir renge büründüğünde anlayabiliyorsunuz. Bazı saldırılar için birkaç kere blok / savuştuma yapmanız gerekebiliyor, bunları ise saldırılarda ortaya çıkan mavi renk kodlaması ile belli etmişler. Oyunda ayrıca silahsız şekilde de saldırılardan kaçabiliyoruz (dodge), bunun için O / B tuşuna basmamız gerekiyor. Kırmızı renkli saldırıları bloklayamıyoruz, o durumda son anda dodge atmamız rakibi savunmasız konuma düşürebiliyor. Bu işi ne kadar hızlı çözerseniz o kadar rahat edersiniz; özellikle Naoe ile oynadığınız sekanslar için hayati önem taşıyor. L2 / LT ile ateşli silahlar ya da kunai gibi fırlatılabilir ninja techizatını devreye sokabiliyorsunuz. L2’ye basılı tutmak aynı zamanda düşmanların ve görüş mesafenizdeki sandık veya kaynak gibi önemli nesnelerin yerini işaretlemek için de kullanılıyor.

Şimdi karakterlere özel detaylara geçelim:

Gölgelerden gelen ölüm: Naoe

Shinobi olan Naoe, Assassin’s Creed serisinin bel kemiği olan mekanikleri sırtlıyor diyebiliriz. Meşhur hidden blade’imiz ile varlığımızdan habersiz düşmanları tek hamlede öldürebilen, seri hareket edebilen ve parkur konusunda çevik olan Naoe’in kullanabildiği üç silah bulunuyor: Katana, kusarigama ve tanto.

Başlangıç silahımız olan katana ortalama bir hız ve defans sunuyor. Önceki paragrafta değindiğim saldırı / savuşturma dengesini çözene kadar gayet işinizi görecek. Özellikle oyunun başlarında gerek görev ödüllerinde, gerekse sandıklarda en sık bu silah türünü göreceğiz.

Biraz daha nüanslı bir silah ihtiyacı doğduğunda imdadınıza yetişecek silah ise kusarigama. Bir ucu orak, diğer ucu topuz olan iki ucun birbirine zincirle bağlı olduğu bu ilginç silah hem yakın hem de uzak mesafe saldırılar yapmanızı mümkün kılıyor. R1 / RB ile sivri uçla yakın saldırılar yapabiliyorken R2 / RT ile zinciri geniş bir açıyla sallıyor ve çevremizde toplanmış düşmanlara toplu halde vurabiliyoruz. R2 / RT’ye basılı tutarak ayrıca postür bozan bir vuruş da yapmamız mümkün. Böylece savunmaya geçmiş bir düşmanı dağıtmak için dibine girmemiz gerekmiyor. Özellikle büyük grupların ortasında kaldığımızda ya da saldırıları kolay bloklanamayan düşmanlar ile araya mesafe koyarak savaşmak için harika bir tercih.

İşleri aparyı bir boyuta taşıyan silahımız ise tanto. Hidden blade ile müthiş bir sinerjisi olan bu bıçak ile aynı anda iki düşmana birden stealth kill atabiliyoruz. Oyunda kısa süre içinde düşmanlar kalabalık gruplar halinde karşımıza çıkmaya başladığı için tanto ve beraberinde gelen özel yetenekler katanayı terk etmeme sebep oldu. Özellikle düşmanı peşpeşe iki kere savunmasız bırakan yetenek ile birleştirdiğinizde çok efektif bir silah haline geliyor.

Naoe ayrıca kunai ve shuriken gibi fırlatılabilir ninja ekipmanlarına sahip. Zayıf düşmanlara kunai ile headshot atarak tek hamlede indirmeniz mümkün. Diğer silahlar ile sinerjisi de hoş. Örneğin ben tanto ile iki düşmana stealth kill atarak bir yetenek ile aynı anda üçüncü düşmana da kunai fıtlatıp tek hamlede üç düşmanı aynı anda öldürebiliyorum. Bundan daha çılgın kombinasyonlar da illa ki vardır, oynayıp keşfetmesi size kalmış. Bunların haricinde sis bombası ile düşmanları kısa bir süre kör edip güvenli bir şekilde tehlikeli ortamlardan uzaklaşabilir, çıngırak ile düşmanın ilgisini dağıtıp etraflarından dolanabilirsiniz.

Öneriler: Naoe doğru yeteneklerle ölümcül bir karakter olabiliyor, ancak Yasuke’ye kıyasla sağlık ve savunma açısından geride. Bunu stealth kill ve ninja yeteneklerimiz ile gayet iyi telafi edebiliyoruz ama özellikle başlarda temkinli olmamız gerekecek. Farkedilmemek için gölgelere sığının, saklanabileceğiniz duvarlar, çalılar gibi çevresel elementleri dlehinize kullanın. Düşmanları gafil avlayın ve ninjalığın tadını çıkarın.

Aşılmaz duvar: Yasuke

Gelelim ikinci oynanabilir karakterimize. İri kıyım ve Naoe’ye göre biraz hantal kalan Yasuke, kuvveti ve dayanıklılığı ile öne çıkıyor. Naoe’nin zorlandığı düşman tiplerini birkaç kılıç darbesiyle dilimlere ayırabilen kudretli savaşçımız daha yüksek sağlık değerine sahip. Normalde blok alınamayan kırmızı tip saldırıları Yasuke’nin öğrenebildiği bir yetenek ile bloklayabiliyoruz. Öte yandan Naoe kadar hızlı değil, açılışta düşmanlarını gizlice öldüremiyor, bunun için de yetenek ağacında limitli bir şekilde bunu yapabilmesini sağlayan bir yetenek mevcut. Silah tarafında ise biraz daha çeşitlilik sunuyor: Long katana, naginata, kanabo, teppo ve bow.

Yasuke’nin açılış silahı olan long katana çoğu düşmanı birkaç hamlede indirmeye yetiyor. Zırha zarar verme konusunda da oldukça iyi olan bu silah teke tek kapışmalar için ideal.

Naginata ise biraz daha mesafe ihtiyacı duyarsanız başvurabileceğiniz mızrak tipi bir silah. Naoe’nin kusarigama’sı gibi naginata da geniş saldırıları bulunan, güvenli mesafe yaratabilen ve bu haliyle de yüksek hasar veren rakiplerde zorlanırsanız başvurabileceğiniz bir silah.

Kanabo, oyunda “brute” olarak kategorilendirilen düşmanların elinde sıkça göreceğiniz metal bir sopa. Ağır olsa da kodu mu oturtan kanabo, zırhlı düşmanlara çok ağır hasar verebiliyor.

Teppo oyunun geçtiği 1500’lü yıllarda samuray sınıfının yenice kullanmaya başladığı, bir bakıma mertliğin bitişini simgeleyen tüfeğimiz. Hasar potansiyeli yüksek olsa da hantal bir kullanımı var, dolayısıyla büyük bir gruba saldırmadan önce uzaktan bir iki tanesini indirmek için bir açılış silahı olarak kullanabilirsiniz. Kendine has birkaç yeteneği ile yakın dövüş saldırıları da geliyor, ama long katana veya kanabo gibi daha iyi seçeneklerimiz olduğu yakın dövüşte bu tüfeği pek önermiyorum.

Bow, yani yay ise Yasuke’nin kullanabileceği ikinci uzak menzil silah. Teppo’ya kıyasla hasar konusunda biraz daha geride olsa da cephane konusunda daha cömert, daha sessiz yapısıyla düşmanları gizlice avlamak için daha ideal. Ayrıca bazı challenge görevleri bu bu silah üzerine kurgulu.

Öneriler: Yasuke düşmanlar ile kafa kafaya çarpışmak için daha ideal dursa da gizlilik konusunda bir yere kadar gideri var. Düşmanları patır kütür kesmek çok rahat görünse de özellikle kale tipi bölgelerde askerlerin alarmı devreye sokmasını engelleyemezseniz çok rahat wanted, yani aranıyor konumuna düşebilirsiniz. Bu durumda düşmanlar sizi gördüğü yerde taciz edecek ve her köşeden gitgide güçlenerek gelen ekstra düşmanlar fırlayacak. Yine de güç fantezisi yaşamak veya Naoe’den sıkılırsanız biraz farklılık için Yasuke’ye başvurabilirsiniz. Gizlilik konusunda usta olmayan oyuncuların Yasuke’yi daha çok seveceklerine de eminim.

İkili içinde benim favorim Naoe oldu. Zorluk tarafında daha adil, Assassin’s Creed yapısına uygun şekilde gizlilik mekaniklerine başvurmaya teşvik eden, yetenek ve ekipmanlar ile karakter gelişimini tam anlamıyla hissettiriyor. Tabii bir tat bir doku olarak birbirinden bu denli farklı iki karakter olması ise bence Ubisoft adına büyük bir hamle. Serinin önceki oyunlarında da farklı karakter seçeneklerimiz vardı ama birbirinden bu kadar ayrışmıyorlardı.

Dört mevsim Japonya

Assassin’s Creed’in çok büyük olmasına karşın özenle detaylandırılmış bir açık dünyası var. Oyunun büyük bir kısmında ata binip uzun seyahatler yapamadım. Haritada gözünüze kestirdiğiniz A noktası ile B noktası arasındaki kısa bir mesafede bile bir düşman kampı, haydutlar tarafından tehdit edilen masum bir köylü, içinde gizler barındıran bir tapınak ya da bir derebeylik kalesine rastlamanız an meselesi. Üstelik bu detaylar pek angarya gibi de hissettirmiyor, hepsinin iyi ödülleri var. Örneğin tapınaklarda gizlenmiş parşömenleri bulmak gibi eylemler bilgelik seviyenizi yükseltip yetenek ağacında daha etkili üst modüllerin aktif olmasını sağlarken kalelerdeki mini boss’ları indirince açılabilir hale gelen kasadan efsanevi bir eşya elde edebiliyorsunuz.

Gece gündüz döngüsünün yanısıra oyunun dünyası mevsimsel geçişler eşliğinde sürekli şekilleniyor. Örneğin bir fırtına koptuğunda çatılarda hareket etmeniz daha güçleşiyor ama düşman askerlerinin de sizi farketmesi zorlaşıyor. Kış geldiğinde buz tutan yerlerde karakterinizin ayağı kayabiliyor, ayrıca hem yerel halkın hem de askerlerin davranışları değişiyor; misal soğuk hava nedeniyle öksürüp aksıranlar kendilerini daha kolay avlatıyor ya da kapalı mekanlara sığınma eğilimi gösteriyorlar. Mevsim geçilleri ayrıca öldürdüğünüz askerlerin yerine yenilerinin gelmesi, hakkınızdaki arama emrinin sıfırlanmasını sağlıyor, haritadaki sirkülasyona bir nevi reset atıyor yani. Fonksiyonel durumlar haricinde görsel olarak da mevsimlerin apayrı bir güzelliği var. Japonya’nın sık bitki örtüsüyle örülü doğa manzaraları cıvıl cıvıl yaz güneşi altında ayrı, ilkbaharda rüzgarla savrulan pembe kiraz çiçekleri eşliğinde ayrı güzel duruyor. Oyunda ne zaman bir gözetleme noktasına tırmansam mutlaka bu özenle tasarlanmış dünyanın güzelliğini sindirmek için birkaç dakika etrafı inceledim.

Üs ve casuslar

Assassin’s Creed Shadows hideout sistemini de geri getiriyor. Oyundaki sığınağınız ya da yapısı itibarıyla üssünüz olan hideout’ta topladığınız kaynaklar ile yeni binalar inşa edebiliyorsunuz. Binalar özelleştirilebiliyor ve seviyelerine göre size yeni özellikler kazandırabiliyor. Ekipmanlarınızı güçlendirmenize olanak tanıyan blacksmith gibi yapıların aktif olması için ilintili görevleri tamamlamanız gerekebiliyor. Oyunda ayrıca haritada kullanabileceğiniz bir casus sistemi ile geliyor. Tek başınıza taşımanız mümkün olmayan yüklü kaynakları işaretleyerek mevsim sonunda casuslarınıza taşıtabiliyorsunuz. Casuslar ayrıca haritada yeri net verilmeyen görev lokasyonlarını saptamak için de kullanılabiliyor. Görevdeki ipuçlarına göre uygun bir bölge seçerek casus göndererek görev noktasını bulabiliyorsunuz. Casus kullanım haklarınız sınırlı olduğu için çok tıkanmadığınız sürece casuslarınızı buna harcamanızı önermem, zira kaynak toplamak daha önemli. Ayrıca stable (ahır) yükseltmenizi ikinci seviye ve üstüne çekerseniz casus masraflarınız düşüyor ve daha çok kaynak taşıyabiliyorlar.

Üssünüzde kozmetik odaklı bir sürü yapı kondurmanız da mümkün. Peyzaj düzenlemeleri yapabilir hatta etrafı evcil hayvanlarla donatabilirsiniz. Bunlar sandıklardan bulunabiliyor ya da şehirlerdeki tüccarlardan alınabiliyor.

Üssünüzde ayrıca hikaye kapsamında davanıza ortak olan yan karakterlerle de etkileşime geçmeniz mümkün. Bu sayede biraz daha ağırlıklarını hissetirmeyi başarıyorlar.

Üssünüze ek olarak kakegurui olarak adlandırılan portatif sığınak diyebileceğim yapılar da mevcut. Haritanın çeşitli noktalarında bulunan kakegurui’ler belirli bir ücret karşışığında aktif olabiliyor. Buraları hızlı seyahat noktası olarak kullanabiliyor, sağlık ve cephanenizi tazeleyebiliyor ve casus kullanım haklarınızı ücreti karşılığında doldurabiliyorsunuz.

Performans

Assassin’s Creed Shadows PlayStation, Xbox ve PC platformlarında çıkışını yaptı. İnceleme çalışmamızı oyunun PlayStation 5 sürümü ile geçekleştirdik. Geçtiğimiz sene çıkan PlayStation 5 Pro, çıkış döneminden beri ne derece gerekli olduğu konusunda çokça eleştirilmişti. Ancak yakın dönem incelediğimiz Monster Hunter Wilds, takibinde ise Assassin’s Creed Shadows gibi oyunlar bize Pro’nun iyi bir yatırım olduğunu kanıtlıyor. Kalite, performans ve dengeli modlar ile gelen oyun Pro’da performans dahill tüm modlarında ray trace desteği ile geliyor. Bu sayede görsel kırpıntılar ya da ağır çözünürlük düşüşleri gibi can sıkıcı fedakarlıklara girmeden gönül rahatlığı ile saniyede 60 karenin keyfini çıkarabiliyoruz. 120hz VRR destekli ekranlara sahip şanslı oyuncular dengeli mod ile oyunun performans / kalite harmanı keyfini çıkarabilirler.

Sezar’ın hakkı Sezar’a, oyun temel konsollarda da hiç fena görünmüyor. Işıklandırma farkı nedeniyle derinlikte ve yer yer renk paletinde bir miktar kayıp olsa da bunu Pro konsolla kıyaslamadan anlamanız çok güç. Oyun zaten geneliyle çok iyi ve bir Ghost of Tsushima şiirselliğine sahip olmasa da çok daha detaylı ve gerçekçi manzarlara sahip. Ubisoft açık dünya işini biliyor.

Kusurlar yok mu peki? Var… Örneğin birkaç kere tekrarını yaşadığım, öldürdüğüm birinin tekrar ayakta görünmesi gibi ilginç bir bug ile karşılaştım. Bunların genellikle sarhoş ya da kusan karakter animasyonları sırasında öldürdüğüm modeller olduğunu da not düşeyim. Bunları kısa sürede halledeceklerdir, belki de incelemeyi kaleme aldığım sırada düzelmiştir bile, ancak yine de yazma ihtiyacı hissettim. Yine de oyunun bütünü ile kıyasladığımda oyun tecrübemi bozan, büyük bir sorunla karşılaşmadım.

Ara sahneler konusunda ise biraz ikilemde kaldım. Sinematik sahneler, dövüş koreografileri muhteşem. Ancak haritada npc’ler ile etkileşime geçtiğimiz kısa sahnelerdeki durgunluk canımı sıktı. Karakterlerin yüzleri çok ifadesiz ve vücut dili için de bir çaba sarfedilmemiş. Mesela Nanoe’nin elleri sürekli arkada, ağzı dışında hareket eden bir şey yok. Anlıyorum bu işler masraf, bu işler zamana karşı yarış ama bunun daha uygun bir çözümü olmalı yahu.

Müzik::Gaz

Oyunun soundtrack’inde iki ekibin emeği var: The Flight ve TEKE::TEKE. Özellikle TEKE::TEKE’nin asya ezgileri ile saykedelik rock harmanı parçalarına bayıldım. İnceden beni Kill Bill Volume 1’da O-Ren Ishii’li sahnelere ışınladılar diyebilirim. Zaten en çok Naoe’nin zirve yaptığı sahnelerde çalıyor parçaları. Şöyle bir kliplerini de iliştireyim kenara:

The Flight ise Ubisoft emektarı iki kişilik bir grup. Daha önce A.C. Black Flag ve Odyssey’de çalışmışlardı. İngiliz ikilimiz Joe Henson ve Alexis Smith uzakdoğunun kalbini çözmüşler ve oyunun atmosferine büyük katkıları olmuş. Bir klip de onlardan gelsin:

En sakin anlardan en hararetli çatışmalara, çalan her parçanın yeri ve etkisi ayrıydı.

Ses tarafına değinmişken DualSense’in hoparlörü de çok yaratıcı şekilde kullanılmış. Örneğin çarpışan kılıçların sesi, meditasyon yaptığımızda duyulan çanlar, yerde yuvarlandığımızda çalıların hışırtısı gibi ince detaylar DualSense hoparlörü ile desteklenmiş. Uyarlanabilir dokunsal geri bildirim gibi teknolojilerden de gayet başarılı şekilde yararlanılmış.

Oyunun otantik bir deneyim sunması için seslendirme tarafında da ilginç bir şey denenmiş. Salt İngilizce ve Japonca seçeneklerimizin yanında Immersive Mode adlı bir seçenek daha var. Bu modu seçerseniz oyundaki diyaloglar en doğal olan şekilde size aktarılıyor. Örneğin açılış sahnesinde Diogo (Yasuke) ve Portekizlilerin aralarında Portekizce konuştuğunu duyabilirsiniz. Animus sekanslarında ise sistemin sizinle İngilizce iletişim kurduğunu duyacaksınız. Japonlar ise doğal olarak Japonca konuşacaklar. Japonya’da geçen bir oyun olduğunu hesaba katarsak Japonca en ideal seçim ama Immersive Mode işi bir adım daha ileri götürmüş.

Nedir işin aslı?

Assassin’s Creed Shadows ile gelen ilginç bir yenilik daha var ki buna bir parantez açmak gerekti. Oyunun Odyssey ile birlikte rol yapma mekaniklerini de bünyesine katmasıyla birlikte seçimler de kaçınılmaz olarak seride belirmeye başladı. Sonrasında ise seçilebilir karakterler işi biraz daha karıştırdı. Örneğin Assassin’s Creed Odyssey ile oyuncudan Alexios ile Kassandra arasında seçim yapması istendi, ancak sonradan “Ana karakter Kassasndra’ydı.” dendi. Yakın bir durum Valhalla’da da yaşanınca hayranlar biraz homurdanmaya ve canon (ana akış) tartışmaları yapmaya başladılar. Neyse ki Ubisoft bu konuya iki taraftan da el atmış. Yazının öncesinde de bahsettiğimiz üzere karakterler arasında özgürce geçiş yapılarak oynayabiliyoruz. Yasuke de Naoe de ana karakter ve ortak bir paydada hareket ediyorlar. Seçenek mevzusu ise ilk kez Shadows ile seriye dahil edilen Canon Mode ile çözülmüş. Yeni oyuna başlarken canon mode seçilirse diyalog seçimleri tamamen oyundan kalkıyor ve oyunun tasarlanan ana akışını oynuyoruz ve doğru mu yaptım yanlış mı yaptım, yahut bunu seçerek bir şeyleri kaçıracak mıyım anksiyetesinden kurtuluyoruz. Seçimler işe derinlik katmıyor muydu diyebilirsiniz sıkı bir rol yapma oyuncusu olmama rağmen bu seriye çok iyi gittiklerini söyleyemezdim. O nedenle canon mode’u doğru bir hamle olarak görüyorum.

Kapanış

Seride sonunda Japonya’da geçen bir oyun gördük. Geç oldu, güç de oldu, ama güzel oldu. Japonya’yı şu ana kadar Japon oyunlarında dahi bu derece detaylı deneyim etmemiştik. Tarihi öğeler üzerine kurgulu olsa da hikaye zaman zaman ilgi çekici olmaktan uzaklaşabiliyor, ancak “Hikaye bahane, dolu dolu açık dünya şahane!” modunda saatlerce başından kalkamayacaksınız. Senaryosu ortalama 40 saatte bitirilebilen oyunun size sunduğu ek detayları tüketmek rahat bir 100 saatinizi alacak.

GENEL BAKIŞ
Görseller / Atmosfer
9.5
Hikaye / Sunum
7.5
Ses / Müzik
9
Performans
9
Önceki İçerikBattlefield 2042 için War Machine Etkinliği yayınlandı
Sonraki İçerikİlk Bakış: inZOI
Başlat Tuşu'nun genel yayın yönetmeni. 1984 doğumlu. Sırasıyla İngilizce Öğretmenliği, Resim ve Animasyon bölümlerinde eğitim görmüş bir yazar / çizer / animatör. Siteye katkıları dışında çizgiroman, canlandırma ve sinematografi üzerine çalışmalar yapar. Çocukluğundan bu yana video oyunları onun için hobiden de öte bir tutku olmuştur.
assassins-creed-shadows-incelemeHikaye ve sunum tarafında çok parlamasa da dolu dolu açık dünyası ve oynanış mekaniklerinde getirdiği keyifli yenilikleri ile sizi en az 100 saat başında tutma potansiyeli olan bir oyun.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz